Nisan ayı sonunda birkaç farklı pozisyon için iş görüşmeleri yaptım. Tüm iş görüşmesi ve işe alım deneyimlerimi ayrı bir yazıda toplamak istediğim için burada yine yazmıyorum.

Mayıs ayı başından beri dünyanın en büyük kanser merkezlerinden biri sayılan bir kurumda işe başladım. Şu anki pozisyonum kurumun özel bir radyoterapi merkezinde ayaktan tedavi (outpatient) klinik hemşireliği. Pazartesi’den Cuma’ya, haftada 5 gün, günde 8 saat çalışıyorum. Biraz daha düzenli bir çalışma ortamım var.

Buradaki görevim bana verilen iki hekimin hastalarını ve kliniklerini yönetmek. Burada görevlendirme hasta sayısı üzerinden yapılmıyor. İki hekimin bu birimde gördüğü veya tedavi ettiği tüm hastaları ben takip ediyor olacağım.

Görevlerim:

  • Yeni hastaların kabulü, değerlendirilmesi ve eğitimi.
  • Tedaviye başlayacak hastalar için yapılacak işlemlerin ve randevuların organizasyonu.
  • Telefon ve mesaj yoluyla hastalardan gelen soruların yanıtlanması, taleplerin karşılanması.
  • Tedavi gören hastaların haftalık muayenelerinin yapılması, yan etkilerin kontrolü.
  • Tedavi sonrası kontrollere gelen hastaların takibi ve değerlendirilmesi.

Hekimlerin birden fazla kurumda hastaları olduğu için hastaların sorumluluğu büyük ölçüde hemşireye ve mid-level’a (nurse practitioner veya phsycian assistant) bırakılmış durumda. Hastalar ve çalışanlar arasındaki iletişim büyük ölçüde e-posta ile yürütülüyor. Hastalar web sitesi üzerinden ekibe mesaj gönderebiliyorlar. Hemşireler de Elektronik Tıbbi Kayıt yazılımı üzerinden hastalara yanıt verebiliyor. Gelen ve gönderilen mesajlar otomatik olarak hasta dosyasına işlenmiş oluyor. Kısacası iş yükümüzün bir kısmı hastalarla yazışmalar yapmak. Hastalar muayene öncesi doldurmaları gereken formları yine web sitesi üzerinden dolduruyorlar. Çok yaşlı veya yurt dışından gelen bazı hastalar dışında herkes bu sistemi kullandığı için hasta öyküsü almak çok kolaylaşmış oluyor.

Bir önceki işim büyük ölçüde ayakta ve hareket halinde geçiyordu. Şu anki işimi ise daha çok bilgisayar başında ve oturarak yapıyorum. Hasta başı hemşireliği yaparken hastayı tam olarak tanımak, tüm süreçlerini anlamak mümkün değildi. Bir gün aldığım hastayı bir daha görme şansım olmayabiliyordu. Çok yüksek bir hasta sirkülasyonu vardı. Burada ise durum çok farklı. Hastayı ilk tanı aldığı günlerde tanıyıp tedavileri bittikten sonraki dönemlerde de takip ediyorum. Uzun bir süreç ve çok sayıda hasta olduğu için iyi organize olmayı gerektiren bir iş.

Haftanın belli günlerinde birlikte çalıştığım hekimler “klinik” yapıyorlar. Örneğin Pazartesi öğleden sonra hekimlerimden biri  tedavisi devam eden hastalarını görüyor. Aynı hekim Perşembe öğleden sonra yeni hastaları ve kontrol için gelenleri görüyor. Haftanın başka iki gününde öğleden önce de diğer hekim benzer şekilde hasta görüyor. Bunlar dışındaki zamanlarda bilgisayar ve telefon başında çalışıyorum.

Türkiye’de son yedi yıl boyunca yaptığım iş de şu anda yaptığıma çok benzerdi. O nedenle uyum sağlamak daha kolay oldu. Ama yine de çalışma ortamı, kültürü ve şekli açısından öğrenmem gereken çok şey var.